• Gündem
  • Spor
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Magazin
  • Aktüel
  • Yaşam
  • Asayiş
  • Video
  • İlçeler
  • 3.Sayfa
  • Medya
  • Sağlık
  • Eğitim
  • Kültür-Sanat
  • Turizm-Tarih
  • Borsa
  • Teknoloji
  • Resmi İlanlar
  • Seri İlanlar
  • Sosyal İlanlar
  • Urfa Rehberi
  • Oteller
  • Restoranlar
  • Kültürel Etkinlikler
  • Sinema
  • Tiyatro
  • Konserler
  • Sergiler
  • Nöbetçi Eczaneler
  • Linkler


 
  
ÖMER AYAYDIN  -  KÖŞELİ JETON
Benim oyum ile Suriyelinin oyu bir mi?
        

Kendini zeka olarak diğer insanlardan üstün gören bir anlayışla “Benim oyum ile dağdaki çobanın oyu bir mi?” diyen bir mankene memleket olarak karşı çıkmış ve demokrasi anlayışına ters düşen bu zihniyeti reddetmiştik. Tabi ki çoban da olsa bir hüviyeti varsa oylarımız da diğer haklarımız da devletçiliğin eşitlik ilkesi gereği bir olmalıdır. Ancak son günlerde yaşanan ve tüm ülkeyi ilgilendiren bir girişim nedeniyle vatandaşlık, iltica, göç ve mültecilik terimleri yeniden sorgulanmaya başlandı.

        “İç Savaş” nedeniyle ülkelerinden kaçan Suriyelilerin sığındığı ülkelerin başında Türkiye gelmektedir. Mecburi göç de sayılabilecek olan bu sebeple herhangi bir ülkeye sığınılması durumunda onları ülkelerinde barındırmak, bir birleşmiş milletler kararı olmasının yanında aynı zamanda bir insanlık görevidir. Dünya genelindeki resmi sığınmacı sayılarına göre ülkemiz bu konuda üzerine düşeni fazlasıyla yerine getirmiştir. Gelen Suriyelilere misafir olarak bakmamızı ve yeri geldiğinde otobüslere doldurulup gönderileceğini devlet yetkilileri bize mitinglerde taahhüt etmiş olmasına rağmen geri gitmeyecekleri en başından tahmin ediliyordu. Kendimizi onların yerine koyup olaya insani gözle bakarak millet olarak bu durumu olgunlukla karşıladık ve gereğini yerine getirerek kapılarımızı açtık.           Öyle bir açtık ki ülkenin namusu sayılan sınırlar onlar için ortadan kalktı ve ayırt etmeden hepsini kabul ettik. Ülkeye girişler kontrolsüz bir şekilde başlamasına rağmen sonradan bir arada tutulabilen sığınmacıları sayıp geçici kartlar verilerek kontrol altına almaya çalışılmıştır. Ancak bunun yeterli olmadığını ve sınır hattında kontrolsüz geçişler olduğunu herkes biliyor. Zira hiç kaydı olmadan aramızda dolaşan Suriyeliler olduğu gerçeğini kimse yalanlayamaz. Henüz mülteci bile sayılmayan “geçici sığınmacılar” dan oluştuğu bu zorunlu göç dalgası ülkemizde yeni çalkantılar oluştursa da gündeme yeni yerleşen VATANDAŞLIK verilmesi söylemi bu çalkantıları ülkenin bundan sonraki kaderine etki edecek sonuçlar doğuracağı öz vatandaşlarımızı tedirgin etmeye başlamıştır.

        Ülkede, kendi iç dinamiğinde plansız da olsa göç akımları yaşanmasını normal karşılanabilir; ancak dışarıdan alınan göçler bu denli düzensiz ve plansız yapılması vatandaşlarımızda toplum kurallarının tehlikeye atılması kaygısı yaratmaktadır. Bazı münferit illegal olaylar yaşandığında vatandaşlarımız “dağdan gelip bağdakini kovmak” gibi algılıyor ancak; bu kaygı ortak hakların bölünmesi anlamına gelen vatandaşlık vermek bazı vatandaşlarımızca olumlu karşılansa da bazı insanlar kesin olarak reddetmektedir. Bu durumda yönetim organlarınca alınan kararlardan ziyade halka sorulması ve bu konuda referandum yapılması gerekmez mi?

         Şimdi tartışmaya açılan VATANDAŞLIK hakkı konusu için milletin kafası karışık gibi görülse de aslında kafası karışık olanlar istemediği halde vatandaşlık verilmesini savunanlardır. Savunanların yanında politik oyunlar arayan bir kitle de bulunmaktadır. Çünkü muhtemel bir kimlik verilmesi durumunda yaklaşık 1,5 milyon oy üretilmiş olacak ve şimdiye kadar birçok imtiyaz sağlanan Suriyelilerde bir siyasi bağlılık oluşması sebebiyle hangi yönde oy kullanacakları aşikârdır. Vatandaşlık verilmesini savunanlar ise bağlı oldukları siyasi görüş onlara, “Lider ne derse desin kabul edilecek” duygusu aşılamış ve gerçekten liderin dediği yanlış da olsa savunmak zorunda kalmaktadırlar.  Başka bir deyişle insanlar olumlu ve olumsuz olarak bir görüş sahibidirler bu yüzden referandum yapılması şaibeleri ve kötü niyetli görünümü ortadan kaldıracaktır. Yani bu olaya milliyetçi ya da partizanca bakmak bizi yanlış yönlendireceği için olası Başkanlık sistemi referandumunda Suriyelilerin oylarının belirleyici olacağı gerçeğini görmezden gelmek çok iyi niyetli bir yaklaşım olur. Olayı iltica başvurusu olarak değerlendiren bazı çevrelere 5-10 binlik bir katılımdan çok, tüm ülkenin kaderine etki edecek olan yaklaşık 4 Milyon yeni vatandaş ekleneceğini hatırlatmak isterim.

       31 Mart itibarıyla Türkiye’deki Suriyeli sığınmacı sayısı 2 milyon 749 bin 140 olarak açıklanmıştır. Sığınmacılar Türkiye’nin her yerine dağılmış durumda olsa da popülasyona oranla homojen bir şekilde dağıtılmış gibi görünmüyor. Çünkü o kadar özgür bırakılmışlardır ki istedikleri kente gidip yaşayabilme özgürlükleri bulunmaktadır. Buna göre;


Suriyelilerin en çok olduğu kentler:

1. Şanlıurfa  : 401 bin 68 kişi
2. İstanbul  : 394 bin 556 kişi
3. Hatay      : 386 bin 77 kişi
4. Gaziantep: 325 bin 140 kişi
5. Adana      : 150 bin 108 kişi


Yukarıdaki tabloya göre en çok Suriyeli Şanlıurfa’da yaşıyor realitesinin yanında aşağıdaki tabloda en az bulunan illerde ondalık sayılarda Suriyeli yaşaması bu sayıların sadece kayıtlara geçen resmi sayılar olduğunu gösteriyor. Yani gidip Bartın’daki Suriyelileri saysak 27’nin çok üstünde bir sonuç çıkacağı kesindir.


Suriyelilerin en az olduğu kentler

1. Bartın   : 27 kişi
2. Bayburt : 30 kişi
3. Artvin   : 38 kişi
4. Ardahan : 61 kişi
5. Sinop    : 63 kişi

Çanakkale Şehitliğinden buldukları 6 tane Suriyeli şehit ismi ile olayı insani boyuta çekme girişimi ne kadar riyakâr bir davranış ise vatandaşlık verilmesinin sonucunda Suriyeli muhteşem beyinleri Avrupa’ya kaptırmayıp kendimize ayırma düşüncesi o kadar “Don Kişotluk” olur. 

Sonuç olarak; Vatandaşlığa kademeli bir geçiş yaptırmayı düşünenler, senin oy’un ile Suriyelinin oy’unu aynı görmenin pire için yorgan yakmak anlamına geldiğini biliyorlar. Ama biz henüz bilmiyoruz.


Not: Türk dil kurumundan alınan bazı kelimelerin anlamlarını incelemenizi rica ediyorum.

Mülteci (Sığınmacı) : Yabancı bir ülkede iltica etmeden önce belirli bir süre kalan kimse

Vatandaş : Bir ülke olan politik kurumların bir parçası olmak demektir.

Uyrukluk : Bir kişi ile bir devlet arasındaki hukuki bağ.


Yazar: Ömer AYAYDIN – twitter.com/omerayaydin

(Temmuz 2016)

Yasal Uyarı: Yayınlanan haberin tüm hakları URFAHIZMET.COM'a aittir. Kaynak gösterilse dahi haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.

Ayrıntılar için lütfen tıklayın

 Yorum Yapın
HakimBil
13.07.2016 09:34:58
Yuregine Saglik.. Gercekler
Deli Fırat
12.07.2016 23:30:51
Üstad Şanlıurfa'nın Duygularına Tercüman Oldun Kalbimizden Geçenleri Kaleme Aldın Teşekkür Ediyoruz
Kılıçdaroğlu haklı
12.07.2016 16:13:20
Milli İrade Milli İrade Diyorlar . O Zaman Hadi Gel Bir Referandum Yapalım
Deniz
12.07.2016 15:45:13
Suriyelilere Değil Onları Buraya Getiren İktidara Kızın.
Edip Özkan
12.07.2016 14:57:00
Yazınız 14:45 İtibarı Haber Türk Kanalında Chp Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu Tarafından Okundu Başkentten Esenlikler..
Mahmut beşirik
12.07.2016 14:53:15
Süper Olmuş Müdürüm Başarılar
ibrahim Demirtaş
12.07.2016 12:59:53
Yüreğinize Kaleminize Sağlık Sadece Gerçekler..
 
anasayfam yap
 






URFAHIZMET.COM © Tüm hakları saklıdır. Site içeriği izinsiz kopyalanamaz. Haberlere ve köşe yazılarına yapılan yorumların sorumluluğu yorum yapanlara aittir.
 
 
 
11.08.2020 22:19
Salı
 
 
 
Kullanıcı: Şifre:
 Beni Hatırla      Şifremi Unuttum