• Gündem
  • Spor
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Magazin
  • Aktüel
  • Yaşam
  • Asayiş
  • Video
  • İlçeler
  • 3.Sayfa
  • Medya
  • Sağlık
  • Eğitim
  • Kültür-Sanat
  • Turizm-Tarih
  • Borsa
  • Teknoloji
  • Resmi İlanlar
  • Seri İlanlar
  • Sosyal İlanlar
  • Urfa Rehberi
  • Oteller
  • Restoranlar
  • Kültürel Etkinlikler
  • Sinema
  • Tiyatro
  • Konserler
  • Sergiler
  • Nöbetçi Eczaneler
  • Linkler
 
  
İbrahim OKUYAN  -  Sözün Özü
Tarih Tekerrürden ibarettir!!!
        

 

'Halife Harun Reşid, Bermek olan veziri Cafer bin Yahya ile birlikte, “Saray’ın bahçesi”nde gezerken, canı “meyve” çekiyor... “Elma”yı dalından koparmak için uzanıyor, ne var ki; “orta boylu” olduğu için, meyveye yetişemiyor!..

 

Veziri Yahya’ya diyor ki;

 

“Omzuma çık, o meyveyi kopar ve bana ver!”

 

Vezir “zayıf” olduğu için, “Halife’nin omzuna” çıkıyor ve meyveyi koparıp, veriyor...

 

Meyveyi yiyen Halife Harun Reşid, “çok lezzetliymiş” diyor, “Bana bahçıvanı çağırın...

 

Bu lezzetli meyveden dolayı onu ödüllendireceğim.”

 

Zaten az ileride duran ve olan-biteni “hayretle” seyreden bahçıvan geliyor...

 

Halife, ona; “Sana bir ödül vereceğim, dile benden ne dilersen” diyor...

 

Bahçıvan diyor ki;

 

“Sultanım, sizden bir tek isteğim olacak...

 

Bana, benim Bermekî olmadığıma dair bir belge verir misiniz?”

 

Halife şaşırıyor!..

 

“Herkes devlet kademesinde görev almak için bir Bermekî şeceresi uydururken, herkes Bermekî olmaya can atarken, sen niye Bermekî olmadığına dair belge istiyorsun ki?..

 

Kaldı ki,

sen bir Bermekî’sin!..

Bermekî olmaktan niye kaçınıyorsun?..”

 

“Belge”yi almakta ısrar eden bahçıvan diyor ki; “Evet, bir Bermekî’yim...

 

Ama, madem ki, benden bir istekte bulunmamı istediniz...

 

Ben bu belgeyi istiyorum, başka da bir isteğim yok!”

 

Halife Harun Reşid de; “Madem ısrar ediyorsun, istediğin belgeyi vereceğim sana” diyor ve daha sonra da, o belgeyi veriyor bahçıvana...

 

Aradan yıllar geçer...

 

Halife Harun Reşid, yattığı “uyku”dan uyanır, “göz”leri açılır, “kulak”ları duymaya başlar...

 

“Civar ülkelerden gelen uyarılar”ın ve “halktan yükselen tepki”lerin, hiç de yersiz olmadığını düşünmeye başlar!..

 

Bermekîler ; Halife Harun Reşid’in kendilerine beslediği “büyük güven ve yakın ilgi”yi “istismar” ederek, sadece “Saray kademeleri”ni değil, “eyaletleri de kendi yandaşları ile yönetmeye” başlarlar!..

 

Devletin her kademesini anlayacağınız bir “ur” gibi sarmışlar, en ücra yerlerine bile “kendi adamlarını”yerleştirmişlerdir!..

 

Yattığı “derin uyku”dan uyanan Halife, Bermekîlerin “ bir devlet içinde devlet” kurmak için uğraştıklarını  “ülkenin her yanını elegeçirdiklerini” ve “kendisini devredışı bıraktıklarını” fark edince, derhal emir verir:

 

“Bermekîleri kılıçtan geçirin!..

 

Yaşlılarını da zindana atın!”

 

Emir, yerine getirilir!..

 

Bermekiler öldürülür.

 

Peki, “bahçıvan”a ne olur?..

 

Halife’nin emri üzerine, görevliler “bahçıvan”ın evine de giderler...

 

Ya kılıçtan geçirecekler, ya hapse atacaklardır!..

 

Ama, bahçıvan; hemen, “Bermekî olmadığına” dair, “Halife imzalı belge”yi gösterir!..

 

“Gördüğünüz gibi, ben Bermekî değilim”der ve kellesini kurtarır!..

 

“Kılıçtan geçirme ve zindana atma operasyonu” sona erince, Harun Reşid, son durumu öğrenmek için “kurmay”larını çağırır ve sorar;

 

“Emrimi yerine getirdiniz mi?”

 

Kurmaylar der ki;

 

“Listedeki herkes; ya kılıçtan geçirildi, ya zindana atıldı...

 

Sadece bir adam kaldı...

 

Ama, ona dokunamadık, çünkü elinde sizin imzaladığınız bir belge vardı!”

 

Halife; “Hatırladım ben onu...

 

Onu bulun ve bana getirin” der...

 

Bahçıvan huzuruna getirilince, Harun Reşid sorar adama;

 

“O gün, Bermekî olmadığına dair, benden ısrarla belge istedin...

 

Ben de verdim...

 

Peki, bugünlerin geleceğini nereden anladın?”

 

Bahçıvan der ki;

 

“Sultanım; hani, o elmayı koparmak isterken, vezir, sizin omzunuza basmıştı ya...

 

İşte o an dedim ki; eyvah, bizim sonumuz geldi!”

 

Harun Reşid, araya girip; “Ama ben söyledim omzuma basmasını” deyince, bahçıvan der ki;

 

“Farketmez sultanım... Sizin, Sultan olarak, vezirinizin omzunuza basmasını istemeniz bir alicenaplıktır, büyüklüktür...

 

Siz istemiş olsanız bile, vezirinizin omzunuza basması ise; hem şımarıklık, hem hadbilmezlik, hem de küstahlıktır!..

 

Sizin omzunuza basıp meyveyi koparmak yerine, pekâlâ beni çağırabilir ve benden isteyebilirdi!..

 

Bir adam, vezir de olsa, sultanının omzuna basacak kadar cüretkâr ve hadbilmez olduysa, bunun sonu felâkettir!..

 

Ben, işte o gün bu felâketi gördüm ve sizden o belgeyi istedim.”

 

Evet, atalar ne demiş: "İslamın şartı beş ise altıncıs haddini bilmektir".

 

Zira, unutulmamalı ki, haddini aşanlara Allah eninde sonunda haddini bildiriyor!..

 

Hz Ali cennet mekanıda unutmamak gerekiyor

her şeyin affı olur ancak devlete ihanetin  asla...."

 

*Alıntıdır.

**Bermekiler ;Abbasi Devletinin meşhur vezirlerinin mensub olduğu bir aile.

 

Kıssadan hisse çıkarmak size düşüyor.

 

Saygılarımla..

 

İbrahim Halil OKUYAN

İnşaat Yüksek Mühendisi

30.Temmuz.2016 Malatya


Yasal Uyarı: Yayınlanan haberin tüm hakları URFAHIZMET.COM'a aittir. Kaynak gösterilse dahi haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.

Ayrıntılar için lütfen tıklayın

 Yorum Yapın
  Yazarın Önceki Yazıları
03.11.2018
07.09.2018
 
anasayfam yap
 




URFAHIZMET.COM © Tüm hakları saklıdır. Site içeriği izinsiz kopyalanamaz. Haberlere ve köşe yazılarına yapılan yorumların sorumluluğu yorum yapanlara aittir.
 
 
 
18.09.2019 06:51
Çarşamba
 
 
 
Kullanıcı: Şifre:
 Beni Hatırla      Şifremi Unuttum