• Gündem
  • Spor
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Magazin
  • Aktüel
  • Yaşam
  • Asayiş
  • Video
  • İlçeler
  • 3.Sayfa
  • Medya
  • Sağlık
  • Eğitim
  • Kültür-Sanat
  • Turizm-Tarih
  • Borsa
  • Teknoloji
  • Resmi İlanlar
  • Seri İlanlar
  • Sosyal İlanlar
  • Urfa Rehberi
  • Oteller
  • Restoranlar
  • Kültürel Etkinlikler
  • Sinema
  • Tiyatro
  • Konserler
  • Sergiler
  • Nöbetçi Eczaneler
  • Linkler
 
  
İbrahim OKUYAN  -  Sözün Özü
HABİB BABA
        

Habib Baba, 4. Murat devrinin gizli,  Kimsenin bilmediği Allah dostlarındandır.

Yaşlıdır, fakirdir, gariptir.

Fakat Rabbinin katında da âlemlere denk bir değerin sahibidir.

Yaşlı Habib Baba,  Uzun bir kervan yolculuğunun sonunda İstanbul'a gelmiştir.

Yolculuğunun tozunu,  Yorgunluğunu atmak için bir hamama gider...

Niyeti, şöyle iyice bir keselenip, paklanmak...

Bedenini de ruhuna denk kılmaktır.

Fakat hamamcı Habib babayı içeri sokmak istemez.

'Bugün' der, 'Sultan Murat'ın vezirleri hamamı kapattılar, Dışarıdan müşteri alamıyoruz.’

Habib baba üzülür...

Rica, minnet eder, yalvarır...

'Ne olursun' der, 'kimseye varlığımı belli etmem, aceleyle yıkanır çıkarım.

Bu tozlu bedenle Rabbime ibadet ederken utanıyorum.

Bin bir dil döker.

Hamamcı ehl-i insaftır...

Dayanamaz...

Kabul eder...

Hamamın en sonundaki odayı göstererek...

“Baba şu odada hızla yıkanıp çık,  parada istemem.  Yeter ki vezirler,  senin farkına varmasınlar.”

Habib baba sevinerek kendine gösterilen yere girer. Yıkanmaya başlar...

Ve bu arada hamamcının karşısında yeni bir müşteri belirir. Boylu, poslu, genç, yakışıklı biridir bu gelen.

Onunda görünümü fakirdir...

Ama sadece görünümü...

İkinci müşteri kılık değiştirmiş, 4.Murat'tır.

O gün vezirlerinin topluca hamam âlemi yapacaklarından haberdar olan padişah merak etmiştir.

“Hele bir bakalım” demiştir, 'bizim vezirler,  Hamamda benden uzakta, kendi başlarına ne yaparlar, nasıl eğlenirler?’

Ve bu merak padişahı, Tebdil-i kıyafet ettirerek, hamama getirmiştir.

Az önce yaşananlar bir kez daha tekrarlanır...

Hamamcı vezirler der almak istemez...

Padişah ise, ne olursun der,  bastırır ve padişah galip gelir...

Habib babanın yıkanmakta olduğu odayı göstererek,  Genç padişahın kulağına fısıldar:

“Şu odada bir ihtiyar yıkanıyor.  Sende sar peştamalı beline gir yanına... Beraber sessizce yıkanın,  Bir an evvel çıkın...  Ve ekler: “Aman ha! Vezirler varlığınızı bilmesinler.”

Sonra 4.Murat'ta Habib Babanın yanına süzülür.

Beraber sessizce yıkanmaya başlarlar.

Bu arada, hamamın büyük salonundan gelen tef,  dümbelek, şarkı, türkü sesleri ortalığı çınlatmaktadır...

Habib babanın gözü,  genç hamam arkadaşının sırtına takılır.

Biraz kirlenmiş gibi gelir ona...

Allah hikmeti gereği dostuna, o yanındakinin tedbil-i kıyafet etmiş padişah olduğunu ilham etmemiştir...

Ve yanındakini, görüntüsüne uygun,  kendi gibi fakir bir delikanlı zanneden Habib Baba yumuşak bir sesle konuşur: “Evladım” der,

'Sırtın fazlaca kirlenmiş,

Müsaade edersen bir keseleyivereyim.'

Padişah aldığı bu teklif karşısında şaşkınlaşır ve büyük bir haz duyar...

Haz duyar,  çünkü ömründe ilk defa biri ona, Padişah olduğunu bilmeden, sırf bir insan olarak, Karşılık beklemeksizin bir iyilik yapmayı teklif etmektedir.

Memnuniyetle Habib babanın önünde diz çökerken: “Buyur baba” der, “ellerin dert görmesin”

Bu arada içerideki âlemin sesleri hamamı çınlatmaya devam etmektedir.

Habib baba, 4.Murat'ın sırtını bir güzel keseler...

Fakat padişah kuru bir teşekkürle yetinmek istemez..

Ne de olsa insandır ve o da her insan gibi kendine yapılan iyiliklerin kölesidir.

“Baba” der, “gel bende senin sırtını keseleyeyim de ödeşmiş olalım.”

Habib Baba, Teklifin kimden geldiğinden habersiz, tebessümle; “Olur evlat” deyip, sultanın önünde diz çöker.

Bu arada, Sultan Murat kese yaparken bir yandan da Habib babayı yoklar, ağzını arar...

“Baba” der, “görüyor musun şu dünyayı...

Sultan Murat'a vezir olmak varmış...

Bak adamlar içerde tef, dümbelek hamamı inletiyorlar,  sen ve ben ise burada iki hırsız gibi...”

Habib Baba Sultan Murat'ın cümlesini tamamlamasına fırsat bile bırakmaz,

Kendi hükmünü söyler...

Sultan Murat'ın Habib babadan duydukları, Ağzı açık bırakıp, keseyi elden düşürten cinstendir:

“Be evladım” der, Habib baba: “Sultan Murat dediğin kimdir?

Sen asıl Âlemlerin Sultanına kendini sevdirmeye bak,

O SeNi Sevinve,  Sırtını bile sultan   Murat'a  keselettirir...”

 

Kıssadan hisse: “Tanrı iradesini hâkim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır. Yeryüzündeki kötü insanlar ise iradelerini hâkim kılmak için Allah'ı kullanırlar.”

                Giordano Bruno (İtalyan filozof)

Yasal Uyarı: Yayınlanan haberin tüm hakları URFAHIZMET.COM'a aittir. Kaynak gösterilse dahi haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.

Ayrıntılar için lütfen tıklayın

 Yorum Yapın
  Yazarın Önceki Yazıları
03.11.2018
07.09.2018
 
anasayfam yap
 




URFAHIZMET.COM © Tüm hakları saklıdır. Site içeriği izinsiz kopyalanamaz. Haberlere ve köşe yazılarına yapılan yorumların sorumluluğu yorum yapanlara aittir.
 
 
 
16.06.2019 14:40
Pazar
 
 
 
Kullanıcı: Şifre:
 Beni Hatırla      Şifremi Unuttum