• Gündem
  • Spor
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Magazin
  • Aktüel
  • Yaşam
  • Asayiş
  • Video
  • İlçeler
  • 3.Sayfa
  • Medya
  • Sağlık
  • Eğitim
  • Kültür-Sanat
  • Turizm-Tarih
  • Borsa
  • Teknoloji
  • Resmi İlanlar
  • Seri İlanlar
  • Sosyal İlanlar
  • Urfa Rehberi
  • Oteller
  • Restoranlar
  • Kültürel Etkinlikler
  • Sinema
  • Tiyatro
  • Konserler
  • Sergiler
  • Nöbetçi Eczaneler
  • Linkler
 
  
Ahmet Karavelioğlu  -  Eğitimci gözüyle
İz bırakanlar... YUNUS EMRE
        
    Yaşadığımız coğrafyada, hatıraları hepimizin gönlünde taht kuran abide şahsiyetler gelip geçmiştir. Bunların en önde gelenlerinden birisi de YUNUS EMRE'dir.

Yunus Emre'nin 13. Yüzyıl ile 14. Yüzyılın ilk çeyreğinde yaşadığı kabul edilir. Bu zaman diliminde Anadolu'da, Anadolu Selçuklu devleti hüküm sürmekte olup, gerek sosyal, gerek siyasal ve gerekse de ekonomik ve kültürel durum felç durumdadır. Moğollar Anadolu köylerini, kentlerini talan etmişler, harabeye çevirmişlerdir.

Halk, yoksulluk ve perişan durumdadır. Kıtlık kol gezmektedir.

Anadolu Selçuklu devleti 1243 KÖSEDAĞ savaşında Moğollara yenilmiş, siyasal sarsıntı baş göstermiştir.

Yoğun taht kavgaları da buna karışınca, Anadolu'da birlik ve beraberlik tamamen bozulmuştur.

1308 yılından itibaren Anadolu Selçuklu devletinden eser kalmadı, bu devletin yerine irili, ufaklı beylikler kuruldu, eski Uç beyleri bağımsızlıklarını ilan ettiler. Bunlardan Karamanoğulları daha çok merkezi bir devlet gibi hareket edip örgütlenmekte, dil, kültür ve siyasal birlik sağlayabilmek için çaba harcamaktaydı. Bu işin de Anadolu'daki ilk öncüsü Karamanoğlu Mehmet beydir (1277)

İşte Yunus, böyle bir toplumsal yangın döneminde Anadolu'da yaşamıştır. Bu arada zalim Tatarlardan, Beğlerden yakınan şiirlerde yazmıştır.

 

YUNUS EMRE'NİN HAYATI

Bu büyük bilge kişi hakkındaki bilgilerimizi üç ayrı ana kaynaktan toplayabiliyoruz.

1-Yunus hakkındaki rivayetler

2-Yunus'un kendi eserlerinden edindiğimiz bilgiler

3-Yunus'la ilgili diğer yazılı kaynaklardan ve belgelerden edindiğimiz bilgiler.

Yunus Emre'nin Hacı Bektaş-ı Veli'nin çağdaşı olduğu rivayet edilir.   Bu rivayete göre, Anadolu'nun yoksul bir köyünde yaşarken, kıtlık zamanı Hacı Bektaş-ı Veli'nin namını duyar ve dağdan topladığı Alıç'larla Hünkar'ın dergahına gelir, ona alışları ikram ederek buğday almak ister. Çoluk-çocuk köyde perişan olduğunu anlatır.

Dergah'ta birkaç gün konuk olarak kalır. 

Hacı Bektaş'ı Veli onu yedirir, içirir ve sonuçta Yunus'tan isteğini sorar. Yunus'ta buğday ister. Ona der ki; 'İstersen sana buğday yerine nefes vereyim'

Yunus, 'Ben nefesi neyleyim, ailem çoluk çocuğum var benim. Bana buğday gerek' der.

Hacı Bektaş-ı Veli, tekrar 'Sana iki kat nefes vereyim' der.

Yunus yine buğday ister.

Bunun üzerine Hacı Bektaş-ı Veli, müritlerine bu isteğin yerine getirilmesini söyler.

Yunus, Buğdayı yüklenip yola koyulur. Fakat yolda pişman olur ve geri döner. Hünkar'ın dergahına varır ve 'Ben nefes istiyorum' der.

Hacı Bektaş-ı Veli, 'Artık geçti' der ve o işin kilidinin Toptuk Emre'ye verildiğini söyleyip, 'Var ondan himmetini ara' der.

Bundan sonra Yunus Emre'nin Toptuk'un dergahına yüz sürdüğü rivayet edilir.

Bir rivayete göre de, Toptuk'un kızı Balim Sultan'a aşık olduğu, bütün şiirlerini onun aşkıyla kaleme aldığı kabul edilir. Onunla evlenerek çoluk çocuğa karıştığı veya bu aşkını bir türlü açığa vuramayıp kendini dağlara vurduğu da söylenmektedir.

Yunus  Emre'nin, şeyhi Toptuk Emre'nin dergahında kırk yıl hizmet ettiği, bu sene içinde dağdan odun kesip getirdiği, fakat katiyen canlı ağaç kesmediği ve kurumuş ağaçlarında kalem gibi dosdoğru olanı kestiği, hiçbir zaman eğri odun getirmediği, soranlara da; Bu kapıdan odunun bile eğrisi girmez dediği rivayet edilir.

Bu süre içinde şeyhinin dergahında iyice piştiği kabul edilir. Ancak Yunus piştiğinin, olgunlaştığının farkında değildir.

Denir ki bi ara Yunus dergahta işe yaramadığının veya şeyhi Toptuk Emre'ye layık olmadığı hissine kapılıp Dergah'ı terk eder, dağlara düşer, dolaşır divane divane.

Yunus'un dergahtan ne kadar ayrı kaldığı konusunda net bir bilgi yoktur. Bu sürede dağda bir mağarada yedi kişiye rastlamış, arkadaş olmuşlar. Her gece bunlardan biri dua eder, duasıyla bir sofra açılırmış. Sıra Yunus'a gelince, 'Yarabbi, benim yüzümü kara çıkarma, onlar kimin himmetine dua ediyorlarsa, onun hürmetine beni utandırma' demiş. O gece iki sofra yemek gelmiş. 'Kimin yüzü suyu üzerine dua ettin' diye sormuşlar. Yunus, 'Önce siz söyleyin' demiş. Onlar da, 'Biz Toptuk Emre'nin kapısında kırk yıl hizmet edenlerin hürmetine dua ederiz' demişler. Yunus bunu duyunca hemen Toptuk Emre'nin dergahına geri dönmüş ve Toptuk Emre'nin eşi Ana bacıya sığınıp 'Beni bağışlat' demiş. O yıllarda toptuk iyice yaşlanmıştır. Gözleri de artık iyi görmemektedir. Bütün hizmetini Ana bacı görmektedir. Yunus bu nedenle Ana bacıdan medet umar.

Ana bacı der ki; 'Toptuk sabah namazı için abdest almaya çıkar, dönüşte sen kapının önüne uzan, senin üstüne basıp geçerken, gözleri görmediğinden 'Bu kimdir?' diye sorar. Ben de 'Yunus'tur derim. O zaman bizim Yunus mu derse, bilesin ki seni özlemiştir. Sen de kendini bağışlat' demiş. Yunus, Ana bacının öğüdünü aynen uygulamış ve Toptuk Emre, 'Bizim Yunus mu?' dediğinde Yunus, Toptuk Emre'den bağışlanma dilemiş. Toptuk Emre de,   'Mertebeni öğrendin artık. Asamı attığım yere gider, orada ruhunu teslim edersin' demiş. Yunus, bunun üzerine der ki;

'Toptuk'un tapusunda,

Kul olduk kapısında.

Yunus miskin çiğ idik,

Piştik elhamdülillah’

 

Yunus Emre'nin Eserleri:

İki ünlü eseri vardır:

1- Risalet-ü Nashiye   2-'Divan’

 

Öğrenim durumu: Bu konuda iki görüş vardır. Daha çok eserlerinden yola çıkarak 1- Ümmi olduğu

Ne elif okudum ne cim

Varlıktandır kelecim

Bilmeye yüzbin müneccim

Talim ne ildüzdan gelir

 

Yerde gökte bu aşk ile

Aşktan gelir bu söz dile

Biçare Yunus ne bile

Ne kara okudu ne ak

 

2-Yunus'un okuma-yazma bildiğini anlatırken, yine onun şiirlerini delil olarak gösterirler:

Mescid-ü medresede

Çok ibadet eyledim

Aşk oduna yanuban

Ondan hasıla geldim.

 

Benim gibi mücrim kul

Var iste bir daha bul

Dilimde ilm-ü usul

Gönlümde dünya sever

 

Yunus'un işlediği konular: genelde aşktır. Tanrı aşkı, insan aşkı, ahlak doğruluk, erdem ve sabır gibi konular, Evrensel insan sevgisine çok önem vermiştir. Örneğin;

 

Gelin tanış olalım

İşi kolay kılalım

Sevelim, sevilelim

Dünya kimseye kalmaz

 

Adımız miskindir bizim

Düşmanımız kindir bizim

Biz kimseye kin tutmayız

Kamu âlem birdir bize

 

Sonuç olarak Yunus Emre kendini şöyle tarif eder;

Ete kemiğe büründüm

Yunus diye göründüm

 

Allah gani gani rahmet eylesin, saygılarımla.

Yasal Uyarı: Yayınlanan haberin tüm hakları URFAHIZMET.COM'a aittir. Kaynak gösterilse dahi haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.

Ayrıntılar için lütfen tıklayın

 Yorum Yapın
  Yazarın Önceki Yazıları
18.08.2016
16.05.2016
 
anasayfam yap
 




URFAHIZMET.COM © Tüm hakları saklıdır. Site içeriği izinsiz kopyalanamaz. Haberlere ve köşe yazılarına yapılan yorumların sorumluluğu yorum yapanlara aittir.
 
 
 
19.01.2020 01:42
Pazar
 
 
 
Kullanıcı: Şifre:
 Beni Hatırla      Şifremi Unuttum