• Gündem
  • Spor
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Magazin
  • Aktüel
  • Yaşam
  • Asayiş
  • Video
  • İlçeler
  • 3.Sayfa
  • Medya
  • Sağlık
  • Eğitim
  • Kültür-Sanat
  • Turizm-Tarih
  • Borsa
  • Teknoloji
  • Resmi İlanlar
  • Seri İlanlar
  • Sosyal İlanlar
  • Urfa Rehberi
  • Oteller
  • Restoranlar
  • Kültürel Etkinlikler
  • Sinema
  • Tiyatro
  • Konserler
  • Sergiler
  • Nöbetçi Eczaneler
  • Linkler
 
  
Ahmet Karavelioğlu  -  Eğitimci gözüyle
Toplumumuzda kadın...
        
     Tarihimizin derinliklerinde kadının bütün Türk devletlerinde çok saygın bir yerinin olduğunu görürüz.

Kadının erkeklerle eşit haklara sahip olduğu devlet yönetiminde, hakanların yanında HATUN adı verilen eşlerinin de büyük söz sahibi olduğu tarihi bir gerçektir.

Aile hayatında da annenin en az baba kadar çocuklar üzerinde söz sahibi olduğu, yine eski Türk devletlerinde kadının savaşlara katıldığı, ata bindiği, ok attığı, mal mülk ve evin ortak değerleri olduğu görülür.

İslamiyeti kabulünden sonra kadının, Osmanlı İmparatorluğunda hak ve hukukunun İslâm hukukuna göre düzenlendiği , kadının miras, evlenme ve boşanmalarda fazla söz hakkının olmadığı, erkek topluluklarına katılmasına hoş gözle bakılmadığı, sadece ev işleri ile uğraşır, sokağa tek başına çıkamaz hale geldiği görülse de, bu durumların islam kuralları olmayıp, dinsel hukukun yanlış yorumlanması sonucu ortaya çıkan haller olduğu bir gerçektir.

Kurtuluş savaşımız içerisinde Türk kadınının, erkeği ile cephede omuz omuza savaştığı, cepheye silah ve cephane taşıdığı, erkek cephede savaşırken, çocuklarını koruyup-kolladığını, yetiştirdiğini, evin geçimini sağladığını biliriz.

Atatürk bu konuda;  'Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde, kadınların Anadolu kadını kadar çalışmadığını, fedakârlık yapmadığını, bir milletin ilerlemesinde kadınların erkeklerle beraber yürümezse, ilerlemesinin ve medenileşmesinin imkânı olmadığını’ söylemiştir.

Cumhuriyet döneminde, Türk kadınına sosyal ve siyasi haklar verilmesi, toplum hayatının her alanında görev alması görüşü benimsenmiş, savunulmuş ve hayata geçirilmiştir. İstediği mesleği seçme hak ve özgürlüklerini kazanmışlardır.  Bu doğrultuda 1926 yılında kabul edilen Türk Medeni Kanunu ile toplumsal ve ekonomik alanda kadın-erkek eşitliği sağlanmış, diğer alandaki yasalarla kadının, bütün hak ve hukuku teminat altına alınmıştır.

Yine 3 Nisan 1930 tarihinde kadınlara Belediye seçimlerine katılma hakkı, 1933 yılında Muhtarlık seçimlerine katılma hakkı ve nihayet 1934 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile de Milletvekili seçme ve seçilme hakkına sahip olmuşlardır.

Bugün övünçle ve sevinçle görüyoruz ki, toplum hayatımızın her alanında Türk kadınları, şerefli-onurlu görevler yapmaktadır. Yeri geldiğinde bir öğretmen, bazen Doktor, Sağlıkçı, Hukukçu, Mimar, iş hayatında başarılı bir yönetici ve de Belediye Başkanı, Milletvekili, Bakan, Başbakan, günümüz Türk kadınının çalışma alanlarını teşkil etmektedir.

Tüm bunların üzerinde, eğitimli donanımlı Türk anneleri iyi nesiller yetiştirmede yüce milletimizin gelecek teminatıdır.

Tüm kadınlara daha büyük başarı dileklerimle saygılar sunuyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan haberin tüm hakları URFAHIZMET.COM'a aittir. Kaynak gösterilse dahi haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.

Ayrıntılar için lütfen tıklayın

 Yorum Yapın
  Yazarın Önceki Yazıları
18.08.2016
16.05.2016
 
anasayfam yap
 




URFAHIZMET.COM © Tüm hakları saklıdır. Site içeriği izinsiz kopyalanamaz. Haberlere ve köşe yazılarına yapılan yorumların sorumluluğu yorum yapanlara aittir.
 
 
 
19.01.2020 03:07
Pazar
 
 
 
Kullanıcı: Şifre:
 Beni Hatırla      Şifremi Unuttum