• Gündem
  • Spor
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Magazin
  • Aktüel
  • Yaşam
  • Asayiş
  • Video
  • İlçeler
  • 3.Sayfa
  • Medya
  • Sağlık
  • Eğitim
  • Kültür-Sanat
  • Turizm-Tarih
  • Borsa
  • Teknoloji
  • Resmi İlanlar
  • Seri İlanlar
  • Sosyal İlanlar
  • Urfa Rehberi
  • Oteller
  • Restoranlar
  • Kültürel Etkinlikler
  • Sinema
  • Tiyatro
  • Konserler
  • Sergiler
  • Nöbetçi Eczaneler
  • Linkler
 
  
Prof. Dr. Coşkun Özdemir  -  Coşkun Özdemir
Yaşlı adamın ölümü
        
2 yaşında Yusuf Topal yaşamını polis copları, biber gazı, ters kelepçe altında kaybetti. 

Eşi için reçete almak istemişti. Doktor onun davranışını beğenmedi. Polise haber verdi.

Polis geldi ve bir iç güdüsel bir davranış ile ona kan kusturdu. Yaşlı kalbi dayanmadı ve öldü. 

Dehşet verici bir olay. Ama benzerleri o kadar çok ki.

Gezi olaylarını hatırlıyorum O genç, güzel çocukları tanımıştım… Sakin ve terbiyeli idiler. Bir zerafet içinde esprilerle sürdürdükleri etkinlikleri vardı. Yukarılardan gelen emir ve telkinlerle polis onlara acımasızca davranıyor eziyet ediyordu. Başbakan Erdoğan %50’yi evde zor tutuyorum demişti. Demek ki az daha kanlı bir kardeş kavgası tetiklenecekti. Polisler, Taksim’de bir masa çevresinde çay içiyorlardı. 

Merhaba deyip yaklaştım, buyur ettiler. Anlaşılır bir dille onlara bu gençlik hareketini, bunun anlamını anlattım.

Anlar görünmüyorlardı. Orada bağımsız bir kişilikleri yoktu. Anlamaları, hoşgörmeleri, ve  görevlerini ihmal etmeden insanca, kollayarak davranmaları mümkün değildi illa şiddetle davranacaklardı ve 8 genç çocuk kaybedecekti. İçlerinde şakakları ağarmış bir tanesi, “Hocam bana kartını ver, emekli olunca seni arayacağım” dedi. Bekliyorum onu. Kuşkusuz anlatacakları var. Bu polisler kötü değil. Onlara emniyeti sağlarken insanca davranmayı öğretmiyorlar. Humanizmi uygarlığı, eziyet etmeden görev yapmayı telkin etmiyorlar. 

İnsanlarımız ne kadar kolay eşlerini çocuklarını yakınlarını, ortaklarını öldürüyorlar. 

Var mı bir benzerimiz? 

Toplumsal yapımızda büyük defektler var. 

Zemin bozuk toprak bozuk.

İyi ürün vermiyor.

Aklı yerinde sağ duyu ve vicdan sahibi, ilkeli düşünerek yaşayan insan yetişmiyor ülkede. 

Cehalet diyorum. Doğan Kuban gibi bir bilgeden, Özdemir İnce gibi  gerçekçi bir yazardan cesaret alıyorum bu sözcüğü kullanırken. 

Aydınlanmadan uzak bu toplum, dogmalarla, hurafelerle yaşıyor sanal bir dünyada.

Şu yargının haline bakın. Hapishanelerde yıllarca yatanlara bakın (bunlara aldırmayan keyf ehline de bakın). Bağımsız otoriteden otokrasiden korkmadan tarafsız karar verebilen hakim yetişmiyor. Göz zinasından korkan hakim çok. Ama benim çoğunluğu biyolojik yaşayan halkım bu hukuksuzluğu, evrensel insan haklarını ve ülkesinde bunların ne kadar çok ihlal edildiğini bilemez.

Eğitimde ne kadar geride kaldığımızı, insani gelişmişlikte çok gerilerde olduğumuzu anlayamaz. Enis Berberoğlu’nun Eren Erdem’in, Selahattin Demirtaş’ın, binlerce öğrencinin neden hapiste olduğunu, bunun büyük bir haksızlık hukuksuzluk olduğunu bilemez. Anlatmıştım ben birşeyler anlatmaya giriştiğim zaman bana ”Hocam biz bu taş..lı adamı beğeniyoruz der, ya da Erdoğan Atatürk’e benziyor. Biz ikisini de seviyoruz” der. Kadir Mısırlıoğlu’nu hiç duymamıştır mesela…

Siz cehalet yerine başka bir sözcük bulun isterseniz.
Yasal Uyarı: Yayınlanan haberin tüm hakları URFAHIZMET.COM'a aittir. Kaynak gösterilse dahi haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.

Ayrıntılar için lütfen tıklayın

 Yorum Yapın
  Yazarın Önceki Yazıları
13.09.2018
28.07.2018
17.07.2018
11.07.2018
 
anasayfam yap
 




URFAHIZMET.COM © Tüm hakları saklıdır. Site içeriği izinsiz kopyalanamaz. Haberlere ve köşe yazılarına yapılan yorumların sorumluluğu yorum yapanlara aittir.
 
 
 
14.11.2018 06:11
Çarşamba
 
 
 
Kullanıcı: Şifre:
 Beni Hatırla      Şifremi Unuttum