• Gündem
  • Spor
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Magazin
  • Aktüel
  • Yaşam
  • Asayiş
  • Video
  • İlçeler
  • 3.Sayfa
  • Medya
  • Sağlık
  • Eğitim
  • Kültür-Sanat
  • Turizm-Tarih
  • Borsa
  • Teknoloji
  • Resmi İlanlar
  • Seri İlanlar
  • Sosyal İlanlar
  • Urfa Rehberi
  • Oteller
  • Restoranlar
  • Kültürel Etkinlikler
  • Sinema
  • Tiyatro
  • Konserler
  • Sergiler
  • Nöbetçi Eczaneler
  • Linkler
 
  
Nejat Karagöz  -  Nejat Karagöz
Suriyeli istilası
        

Güney komşumuz Suriye’de yedinci yılına giren savaş ve yıkımın Türkiye’de en çok hissedildiği şehir şüphesiz Urfa’dır.

Urfa, bir anda nüfusunun dörtte biri kadar bir kalabalığı, ilkin insani duygu ve düşüncelerle bağrına basmış -veya zorunlu olarak- içeriye almış bulunuyor. O günkü şartlarda bu insanların gidebilecekleri daha yakın mesafede bir yer neredeyse yoktu…

Devletimizin doğru dürüst bir göç politikası bulunmuyordu zira tarihinde bu denli kalabalık bir göçmen kitlesi ile karşılaşılmamış olduğundan, bu doğrultuda geliştirilmiş bir yönetim stratejisi de haliyle yoktu…Ve belki de sırf bu sebeple bu konuyu “insanlık ve merhamet” düzlemine indirgeyenler kasıtlı ve bilinçli olarak ekranları parsellediler aylarca…

Bu insanların yerleştirilmeleri, doyurulmaları, tedavi edilmeleri ile ilgili keşmekeşin yerini sükunete bırakmasıyla anlaşıldı ki bu şehir bu sayıda göçmenle baş edemez. Zaten göçmen dediğin bir ülkeden bir diğerine belli sayıda insanın, kendi ülkelerindeki sosyal, fiziki ve/veya ekonomik şartların kötüleşmesi nedeniyle göç etmesidir. Oysa Urfa, adeta istila edildi. Nüfusunun yarısı Suriyeli ve göçmen gibi değil, kiracı gibi, dahası, bu toprakların sahibi gibiler…

Evet, ülkelerinde bir insanlık dramı yaşandığı yadsınamaz. Ama bu insanlık dramının mağdurları, çok kısa zamanda Urfa’nın sakin hayatına adapte oldular. Oldular olmasına ama, o sükûnet de yerini bir eğlenceye, bir cümbüşe, bir başka keşmekeşe bırakıverdi tez zamanda… Bu şehirdeki eğlence mekanlarının yarıdan fazlası onların işletmesi altındadır…

Kendi ülkelerinden kaçarken birlikte getirdikleri örf-adet, gelenek, ahlaki ve sosyal yapı anlayışını burada biraz da cilalayarak pazarlamayı başaran bu güruhun, buradaki ucuz ve kolay ama bir o kadar kural dışı bir “eğlenceye” düşkünlüğünü keşfetmeleri hiç zor olmadı. Bir kesimin mecburiyet atfettiği, bir başka kesimin şiddetle eleştirdiği bu düşük profilli ahlak anlayış ve yapısı burada da tez zamanda zemin bulmuş oldu ne yazık ki…

Ticaret hayatımız da bu kabuk değişiminden elbette payını alacaktı. Giderek tabelalarımızın, çarşı pazarın dili Arapçaya tebdil oldu. Sokakta yürüyen her üç kişiden biri Arapça konuşuyordu çünkü…

Türkiye’nin en fakir şehirlerinden biri olan bu şehri, Suriye’nin de en fakir tabakasından göçmenler istila etmişti.

Bunun sonucu olarak ekonomik hayat giderek performans kaybetmeye, hemen her alanda ama özellikle iş gücü piyasasında amansız, acımasız bir haksız rekabet boy göstermeye başlamıştı.

Giderek, bu göçmen nüfusun elinde belli bir miktar parası olan kesim, batı illerini tercih edip, oralara yerleşmeye başladı. Burada kalanlarınsa ekonomik güçsüzlüğü, bizimkiyle çarpılınca ortaya kocaman mali ve maddi sorunlar çıkmaya başladı.

Bunun yanı sıra; yerli halkın özellikle fakir fukaranın ulaşamadığı kadar rahat sağlık hizmeti, eğitim hizmeti, vergi muafiyeti, hemen her türlü cezai yaptırımlardan bağışıklık ve üstüne de cep harçlığı; bu toprakların muhtaç insanlarından esirgenmiş olan ne varsa bu mültecilere sonuna kadar sunulmuş rahatları temin edilmiştir. Bu, sigortalı ve/veya emekli olsun, bizim insanımız tedaviye ücret farkı, muayene ücreti farkı, ilaç katılım payı vermeden ulaşamadığı sağlık hizmetlerine bu mültecilerin (!) kolayca erişebilmeleri bir süre sonra tepki çekmeye başlamıştır. Günümüzde gelinen noktada bu hoşnutsuzluğun izlerini arayacağız.

Konuya devam edeceğiz…

Yasal Uyarı: Yayınlanan haberin tüm hakları URFAHIZMET.COM'a aittir. Kaynak gösterilse dahi haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.

Ayrıntılar için lütfen tıklayın

 Yorum Yapın
ahmet
08.10.2018 13:37:33
Merhabalar Size Ve Sizin Aracılığınızla Urfa Hizmet Haberine Sesleniyorum Ya Karaköprü Ve Çevik Kuvvet Yolu İçler Acısı Halde Hiç Dile Getirmiyosunuz Habercilik Bu Degil
  Yazarın Önceki Yazıları
27.10.2018
03.10.2018
01.09.2018
28.06.2018
22.06.2018
 
anasayfam yap
 




URFAHIZMET.COM © Tüm hakları saklıdır. Site içeriği izinsiz kopyalanamaz. Haberlere ve köşe yazılarına yapılan yorumların sorumluluğu yorum yapanlara aittir.
 
 
 
15.12.2018 20:53
Cumartesi
 
 
 
Kullanıcı: Şifre:
 Beni Hatırla      Şifremi Unuttum